19 Ocak 2013 Cumartesi

Kar serüvenleri #3

Ücüncü ve son serüvenimle karsinizdayim efenim! Bahari getirmek lazim yavas hic istemesem de.
Son serüvenimizin duragi ( ya da duraklari mi demeliyim) Beyazit, Süleymaniye ve Gülhane. Benim mekanlar yani. Oraya olan sevgimi anlatamiyorum, kelimeler kifayetsiz kaliyor.
Cisimlenme sinavindan hala gecemedigim (:P) icin karsiya gecerken vapur kullaniyorum. E vapurda fotograf cekmemek olmazdi. Normalde Üsküdar'in vapurdan görünüsünü sevmesem de bu fotograf cok hosuma gitti. Karli karli. Sagdaki kule de hepinizin bildigi kiz kulesi.


Güzel bir vapur, igrenc bir tramvay yolculugundan sonra Beyazit'tayiz. Fotografta görünen kapi benim o cok (!) sevdigim okulum oluyor. Gerci benim kampüsüm Laleli'de. Ama simdi hazirlik oldugum icin Süleymaniye'de bir cöplükte egitim görüyorum. Oraya giderken de Beyazit Kampüsü'nün icinden geciyorum. Harika bir yer. Ama genelde olaylarin yasandigi yer de burasi oluyor. Kapinin önünde istisnasiz her gün halay cekiyorlar. Neyse, güvercinci teyzemiz yillardir orada. (öyledir herhalde)


Eveeet okul yolumu kat ettikten sonra Süleymaniye'deyiz. Süleymaniye avlusuyla, mimarisiyle, maneviyatiyla, kisaca her seyiyle MUHTESEM bir yer. Bu kadar gec kesfettigim icin kendimden utandim acikcasi. Bu fotografi da arka avludan cektim. Normalde bu kadar yakin degil, kuzenimin makine bende oldugu icin zoom yaptim. Bayagi güzel oldu.


Daha sonra tekrar okulun icine girdim. Okuldan Süleymaniye böyle görünüyor. Cok kiskaniyorum Beyazit Kampüsü'ndekileri cooook.


Buraya normalde asla girmem. Ögrencilerden cekiniyorum, o kampüste okumuyorum ya. Beyazit Kampüsü'nün arka avlusu gibi bir yer. Bu fotografa bayildim ben acikcasi.


Beyazit'tan sonra piyuuuv diye Sultan Ahmet'e uctum. Aslinda Topkapi'ya da girecektim ama müze kartimin süresinin doldugunu hatirladim. :( Cikartmaya da üsendim. Su arkadaki binanin da ne oldugunu da hala ögrenemedim.  O kadar önünden geciyorum.


Bu cay bahcesine bayiliyorum. Manzarasina ayri bir bayiliyorum.


Son fotograf da cay bahcesinin manzarasi olsun. :)


Insallah tekrar kar yagar. Kisin dogdugumdan midir nedir, kisa bayiliyorum ben a dostlar. Yazin da aksamlarini seviyorum gerci. Neyse, elvedaaaa!

18 Ocak 2013 Cuma

Kar serüvenleri #2

Bloga kar yagdirmaya tam gaz devam ediyoruz. Ben Kücük Camlica'dayken ablam da terasta kardanadam yapmis. Pardon kardankiz. Kafasina sal takip, eline de İsmet Özel kitabi tutusturmus. Ben de ertesi sabah onu kendime benzettim.
Bir cismi kendime benzetmek kolay bir sey aslinda. Bir gözlük ve bir esarp yetiyor. :P



Eee madem ki ablam İsmet Özel'i tutusturdu kardankizin eline ben de Harry'i tutusturayim dedim. Isotu isot yapan Harry cünkü. Ben isot'a isot demem icinde Harry olmadikca hahahahahahah.
Sag fotograf da mutlu aile tablomuz. Daesung, kardan isot ve ayinin adi yok. Ona da isot diyorum cünkü ben tam bir mor delisi bir oyuncak ayicik, bir teddy of london'im. O ayiyi oyuncak makinelerinden kazanmistim hatta.
Bu arada Daesung'un takim elbisesi nasil? :P Komsumuz dogum günümde almisti ikeadan, ne zamandir istiyordum. Aslinda kiyafeti pembeydi onun ama ablamla ikeaya gittigimizde bu takimi gördük. Hemen aldim tabii. Eski kiyafetini görmek isterseniz buraya alalim sizi.
Ve son olarak ablamin kardan kiz versiyonunu görmek isterseniz buraya tiklamaniz yeterli.

17 Ocak 2013 Perşembe

Kar serüvenleri #1

Selamlar, saygilar efenim. Büyük ve Kücük Camlica'da gecen kar serüvenleriyle karsinizdayim. Serüvenler arasinda 17 gün, son serüvenle bugün arasinda da 8 gün. :P Gec olsun, güc olmasin demis atalarimiz.
Kiyametin koptugu gün tatil edilmisti. E ben evde durur muyum? Aradim kuzenimi, galk giz Büyük Camlica'ya cikalim dedim. Kücük'ü gecen sene görmüstüm cünkü heheheh. Kücük'e cikmadigim icin pisman oldum cünkü Büyük Camlica, Kücük Camlica'dan daha kücük. Mantiksizliga bak. Sahlep falan icip anca fotograf cektik. Yuvarlanamadim yani, icimde kaldi.




Gecen hafta kar yaginca hemen öteki kuzeni aradim Kücük Camlica'ya cikalim diye. Baska bir kuzenden de makinesini aldim. Manyak gibi fotograf cektim. Elime profesyonel gecmeye görsün zaten. Bir tarafimiz donana kadar yuvarlandik. Sonunda kuzenim dayanamayip yürü gidiyoruz dedi. :p


Yarin kar yagmaya devam edecek bloga. Beyazit-Süleymaniye serüvenimiz var daha cünkü. Simdilik iyi geceleeer!

16 Ocak 2013 Çarşamba

Beklenmedik manyaklık

Bu yaziyi 20 gündür erteliyorum, artik yazayim, film vizyondan kalkacak cünkü diye baslamisim 5 ocaktaki yaziya. Bugün 16 ocak. Tam bir aydir yaziyi erteliyorum yani. Vizyondan kalkti kalkacak film, artik tanitsam iyi olacak heheheh. (kalkmis da olabilir ) Spoiler vermiyorum, okuyabilirsiniz.
Kitaptan uyarlanan filmimiz Yüzüklerin Efendisi'nden tanidigimiz Bilbo Baggins'in hikayesini anlatiyor. Aslinda Hobbit bir cocuk kitabi. Ama filmin cocuklarla uzaktan yakindan iliskisi yok bana göre. Zira ben bile izlerken kalpten gidecektim.
Filmin konusuna geleyim. Thorin Mesekalkan liderligindeki cüce kabilemiz vakti zamaninda ejderhanin isgal ettigi vatanlari Erebor'u ejderhanin elinden almak istiyor. Ama cüce kabilemiz 13 kisi. 13 rakami onlar icin ugursuz oldugundan iyi kalpli büyücümüz Gandalf'tan 14. kisiyi bulmasini istiyorlar. Gandalf da Bilbo Baggins'i nam-i diger Frodo'nun amcasini seciyor.
Ama Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit'teki Bilbo Baggins arasinda daglar kadar fark var. Yasadigi en büyük serüven yazin yapilan havai fisek gösterilerini izlemek olan bir hobbitten pek de bir sey beklememek lazim sonucta. Ama madem Gandalf güvendi, biz de güvenmeliyiz diyoruz ve bucuklugumuz güvenimizi bosuna cikarmiyor. Baslarda biraz mirin kirin etse de "i'm going on an adventure!" naralariyla kabilemize katiliyor.
Kisa bir sekilde özet gecersek, cüce kabilesi ve bucuklugumuz Bilbo'nun Erebor'a giden yolda ve Erebor'da yasadiklari maceralari anlatiyor.

nori, fili, dori, bofur, gloin, dwalin, thorin ♥, balin, oin, bombur,  bifur, ori ve kili 
Normalde kitap tek cilt. Ama Peter Jackson kitabi üc filme yayiyor. Silmarillion'dan da bir seyler katacakmis. Filmlerin isimleri sirasiyla: an unexpected journey, the desolation of smaug, there and back again the battle of five armies. Ilk film kitabin 200. sayfasina kadar. Hepsi ayni degil ve bazi sahneler eklemisler. O sahnelerde kalpten gidiyordum iste ben. Sonunu biliyorum ama yok yani ne yapayim.
Basligin adini beklenmedik manyaklik koydum, cünkü gercekten bu kadar manyak olacagimi düsünmezdim. Üc kere gittim filme. Paraya kiyarsam bir kere daha gidecegim kalkmazsa haftaya. Hatta temmuz 2014te son film cikiyor, o vakitte İngiltere'ye gitme hayalleri kuruyorum, cünkü teyzemin sözü var haydi bakalim hayirlisi. (2016dan selamlar, ingiltere mi?)
Bu arada Richard Armitage sagolsun tam bir Thorin hastasi oldum ciktim. Kitaptaki Thorin'i sevememistim halbuki. Aslinda Richard hastasi oldum ben. Ama olmamak elde degil sayin arkadaslarim. Adamda öyle bir ses var ki sabahtan aksama kadar otururur konusmasini dinlerim, o derece.  Sesini merak edenleri buraya alalim. (yorumum üc begeni alip en begenilen olmus hahahah ay cok duygulandim) Yalniz adam 1.88, oynadigi karakter cüce. :P

bu fotografa baktikca bana bir seyler oluyor a dostlar. :D sagdan sola martin freeman (bilbo), elijaah wood (frodo), andy serkis (gollum), peter jackson (baba gibi yönetmenimiz :p), ian mckellen (gandalf) ve richard armitage (thorin)

Son olarak birinci fragman icin buraya, ikinci fragman icin buraya, bir önceki yazimda bahsettigim song of the lonely mountain icin buraya, sarkinin filmde gecen versiyonu icinse buraya alalim sizi.