6 Mayıs 2013 Pazartesi

Kara tren gecikir belki hiç gelmez

Yazın sonunda Armutlu'ya gitmiştik. Ben feribotla gidecektim, feribot için de Yenikapı'ya gitmem lazımdı, oraya giden de benim bildiğim bir tren vardı. İlk önce bayağı heyecanlandım, ooo trene biniyorum falan diye ama tren bildiğiniz belediye otobüsüydü. Çok pis hayal kırıklığı yaşadım yani.
Neyse Armutlu'dan geri dönünce de trene bindim, Sirkeci garına girerken sağda Agatha Christie romanlarından fırlayıp gelen bir tren vardı. Giderken gezememiştim garı, dönüşte bu vesileyle gezeyim dedim.


Gittim fotoğrafını falan çektim trenin. Güvenlik görevlisiyle konuştum, geze geze Paris'e mi ne gidecekmiş. Tabii ben o zamanlar daha Agatha Christie okumaya başlamıştım. Saf saf bakıyorum, hepi topu 10 fotoğraf çekmişim.


Sonradan öğrendim ki tren Doğu Ekspresinde Cinayet'teki trenmiş. Belki de Poirot bu kapıdan indi, belki de Ratchett'in odası benim fotoğrafını çektiğim pencerenin arkasındaydı. Nasıl bir hayal kırıklığına uğradığımı tahmin edersiniz umarım. 


Kitabı okuduktan sonra gene gittim. Tabii ki yoktu. :(


Bu kadar acı çektiğimiz yeter. :D Gelelim Sirkeci'nin muhteşem havasına. 


Trene binmeseniz bile kitabınızı alıp okuyabileceğiniz sessiz sakin bir mekan. Fotoğrafların çekildiği yere akbil basılarak da girilmiyor ayrıca.


Kuzenimle son gittiğimizde ufak çaplı bir piknik yapmıştık. :P


Son olarak kuzenimin yazısı için buraya alalım efendim sizi.