28 Mayıs 2014 Çarşamba

Kapadokya gün üç

Son günümüzün ilk durağı Avanos'taki çömlekçi Ömürlü Seramik. Aslında sadece çömlekler yoktu, hatta daha çok çiniler vardı diyebilirim. İlk önce çömlek yapımını gördük, daha sonra bizden iki kişi denedi. (bir de olabilir)




Daha sonra sergi yerine geçtik. Ben arkada kalıp (her zamanki gibi) fotoğraf çektiğim için çok güzel bir yeri kaçırdım. Fosforlu seramikler varmış, ışık kapanınca parlıyorlarmış. :(


Seramikler el emeği göz nuru oldukları için fiyatlarını da tahmin edersiniz herhalde. :p Ben kendime bir şey almaya kıyamadım (o parayla 6 tane kitap alırım) ama arkadaşıma ufak bir kase aldım.


Bugünün ve gezinin son durağı olan Erciyes'e gittik daha sonra. Orada öğle yemeği yedik, millet biraz kaydı. :P Ben de dağa bakarak song of the lonely mountain dinledim hahahahahah.


Bir gezi yazısının daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Yayında ve yapımda emeği geçen herkese şükranlarımı sunarım. :p Darısı Bursa ve Edirne'nin de başına. :D

Kapadokya gün bir
Kapadokya gün iki

Kapadokya gün iki

İkinci günün ilk durağı... Evet! Balon! Aslında öyle anlatacak pek bir şeyi yok. Bindik ve uçtuk. Ama gene iki parça bir şey söyleyeyim. :p İlk olarak balon şirketiniz sizi otelinizden alıp ufak bir kahvaltı ikram ediyor, daha sonra balonların uçurulduğu yere götürülüyorsunuz. Yeri rüzgara bağlı olarak değişiyormuş, biz Uçhisar ve Göreme arasında bir yerde bindik, Göreme ve Aşk Vadisi'nin üzerinden uçtuk. Biz 200 liraya uçtuk bu arada, bunun altında da başka fiyat duymadım ben, diğer öğrenci grupları dahil. Bizim rehber sürekli adam götürdüğü için bu kadar indirim aldığımızı varsayıyorum ben, çünkü 150 euro bayılıp balona binen turistler olduğu için şirket bizim paramıza muhtaç değil. :p


Bir de balonda çektiğim videoları birleştirdim. Çok kısa oldu, çünkü adam gibi video yok. :(


Bizim grup 45 kişi falandı yanlış hatırlamıyorsam, 8 kişi balona binmiştik. Sabahın köründe bindiğimiz için balon sonrası otele dönüp kahvaltı falan yaptık. Sonra da Derinkuyu Yeraltı Şehri'ne gittik.
Derinkuyu, Kapadokya'daki en büyük yeraltı şehriymiş, 8 kattan oluşuyormuş. Bizans döneminde adamlar burayı kilise olarak kullanmışlar.
Rehberimiz ilk önce bizi uyardı, kapalı alan korkusu olan varsa gelmesin diye. Keşke ben de gitmeseydim diyorum, çünkü fotoğrafta gördüğünüz merdivenden hem iniş hem de çıkış yapılıyor. Ben ve birkaç kişi fotoğraf çekmek için geride kaldık, o sırada yukarıdan gruplar inmeye başladı. İki grup arasından hızlıca çıkınca nefes nefese kaldım ve nefes alacak yer yoktu. :D Dışarı çıkınca yarım saat kendime gelemedim hahahah.


İkinci günün üçüncü durağı Selime Katedrali. Bu katedral Kapadokya'daki katedrallerin en büyüklerindenmiş. Dağdaki kayalara oyulmuş ferah odalardan oluşuyordu.


Veee son durak Ihlara Vadisi. (aslında vadiden önce ıhlara köyüne de uğradık) (ve grubum beni orada unuttu) (ağlamayayım diye kendimi tokatladım hahahhahahhh)
Ihlara Vadisi gezinin en mükemmel yeriydi bence. Hatta balondan önce bile gelebilir. İki dağı bölen bir dere, derenin iki tarafında yürüyüş yolu, dağların içine oyulmuş kiliseler... Tek kelimeyle harikaydı! 14 km imiş vadi, biz sanırım 3,5 km falan yürüdük. Kiliselere giremedik maalesef çünkü vaktimiz kısıtlıydı. (yazın oraları gezen ebeveynim kiliselerin harika olduğunu söyledi) (kıskançlıktan çatladım tabii :p) Ihlara'ya kesinlikle bir günün ayrılması lazım. Sadece gezmek için falan değil, derenin kenarında uyumak, ya da dere üstü çay bahçesine kitap okumak için mükemmel bir yer. :D


11 Mayıs 2014 Pazar

Kapadokya gün bir

3 gönderilik bir Kapadokya turuna hazır mıyız? EVEEET! O zaman haydi başlayalım!
10 saatlik iğrenç bir gece yolculuğundan sonra (anca yarım saaat uyuyabildim) Aksaray'a vardık. Oradan da ilk durağımız olan Güvercinlik Vadisi'ne gittik.
Güvercin gübresi üzüm bağları için çok faydalı olduğundan, vakti zamanında insanlar bu vadiye güvercinler için oyuklar açmışlar, bu sebeple adına Güvercinlik Vadisi deniliyor. Biz gittiğimizde güvercin müvercin yoktu, ama sonra instagramda bir fotoğraf gördüm, yüreğim dağlandı. :D Buradaki sembol de nazar boncuklu ağaç. Millet "selfie" çekinmekten bana müsade etmediği için adam gibi fotoğrafını çekemedim, yamuk olduğunu da eve gelince fark ettim. :/


İkinci durağımız Uçhisar Kalesi. Bizans döneminde Uçhisar ve çevresinde rahipler kayalardaki oyukları genişleterek buralarda kendilerine inziva hücreleri, kiliseler ve manastırlar oluşturmuşlar. Kayalara oyulan yerleşim merkezleri de aynı zamanda yapılmış. Yerleşim merkezinin en güzel örneği de Uçhisar Kalesi'ymiş.


Biz kaleye çıkmadık. Aşağısında durup biraz fotoğraf çektik, rehberimiz birkaç bir şey anlattı. Bu tatlı amca ve teyze de kalenin altında satış yapıyordu. Ben de iki tane bebe aldım. Çok çirkinler ama hatıra hatıra. :P


Üçüncü durak: Göreme Açık Hava Müzesi. Gene kayalara oyulan minik odacıklarla karşınızdayız. :p Bunun müze olmasının sebebi de odacıkların içinde bir sürü fresk bulunması.  Müzenin içinde bir sürü kilise vardı. Bazılarında freskler iyice silinmişti, bazılarındaysa çok belirgindi. Belirgin olan kiliselerde de (sanırım iki taneydi) fotoğraf çekmek yasaktı.


Yol üstünde (ya da bilerek yol üstüne soktuk :p) Üç Güzeller molası verdik. Rehber anlatmıştı hikayesini ama hatırlamıyorum. İnternetten baktım, şöyle bir hikaye vardı: Bir kral varmış, bunun da bir kızı varmış. Kız, bir çobana aşık olmuş, baba olmaz demiş. Kız çobana kaçmış, bir de çocukları olmuş. Baba bunları öldürtmek için asker takmış peşlerine. Kaçamayacaklarını anlayan çoban da dua etmiş, Allah'ım bizi bu eziyetten kurtar, diye. Sonra da Allah onları taşa çevirmiş. Son. Hahahahaha hikayeye bak ulan. :D Tüf işte bunlar ya, volkanik arazi.


Daha sonra Ürgüp'e gittik. İlk olarak adını hatırlayamadığım bir camiide durduk, daha sonra Asmalı Konak'a gittik. Ben orayı ilk konak sanmıştım ama meğersem ikinci konakmış. Küçüktü yani, dizide daha büyük gösteriyorlardı.


İlk günün son durağı Paşabağları. Bugünün en güzel yeri diyebilirim. Ama Güvercinlik Vadisi de harikaydı. Bunların hikayesini bilmiyorum maalesef. Ama rahipler burada da inzivaya çekiliyormuş. Bunların da yapacak bir şeyleri yoktu zannımca. :p Bu arada biz sadece otoparkın yakınındaki kısma gittik. Sonra ben bu tepeye çıktım. Yürüme yolları falan da varmış galiba ileride, emin değilim.


Veeee yorgunluktan sürüne sürüne otele gittik. Saat 10da kafayı vurdum yattım çünkü ertesi gün balon için saat 4te kalkmam gerekiyordu mwahahahahah! Yani ikinci gönderi balon. Takipte kalın!

Kapadokya gün iki
Kapadokya gün üç

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Doctor Who nasıl izlenilir?

Tamam İsotcum, sağol o kadar anlattın da Doctor Who'nun bir sürü özel bölümü var, karıştırmadan nasıl izleyelim, diye sorduğunuz duyar gibiyim.  Buyrun cevabınız. :D

-1. sezon, Christopher Eccleston, Billie Piper (Rose) mart-haziran 2005

-The Christmas Invasion, noel özel bölümü, David Tennant, Billie Piper aralık 2005

-2. sezon, David Tennant, Billie Piper nisan-temmuz 2006

-The Runaway Bride, noel özel bölümü, David Tennant, Catherine Tate (Donna) aralık 2006

-3. sezon, David Tennant, Freema Agyeman (Martha) mart-haziran 2007

-The Voyage of Damned, noel özel bölümü, David Tennant, Kylie Minogue (konuk oyuncu) aralık 2007

-4. sezon, David Tennant, Catherine Tate nisan-temmuz 2008

-The Next Doctor, noel özel bölümü, David Tennant, David Morrissey (konuk oyuncu) aralık 2008

-Planet of the Dead, paskalya özel bölümü, David Tennant, Michelle Ryan (konuk oyuncu) nisan 2009

-The Waters of Mars, sonbahar özel bölümü, David Tennant, Lindsay Duncan (konuk oyuncu) kasım 2009

-The End of the Time part1-2, noel ve yeni yıl özel bölümü, David Tennant, Bernard Cribbins (Donna'nın dedesi :p) aralık 2009- ocak 2010

-5. sezon, Matt Smith, Karen Gillan (Amy) ve Arthur Darvill (Rory) ayrıca Alex Kingston (River) nisan-haziran 2010

-A Chritmas Carol, noel özel bölümü, Matt Smith, Micheal Gambon ve Katherine Jenkins (konuk oyuncular) aralık 2010

-6. sezon, Matt Smith, Karen Gillan ve Arthur Darvill ayrıca Alex Kingston nisan-ekim 2011

-The Doctor, the Widow and the Wardrobe, noel özel bölümü, Matt Smith aralık 2011

-7.sezon part1, Matt Smith, Karen Gillan ve Arthur Darvill eylül 2012

-The Snowmen, noel özel bölümü, Matt Smith, Jenna Coleman (Clara) aralık 2012

-7. sezon part2, Matt Smith, Jenna Coleman mart-mayıs 2013

-The Night of the Doctor, Paul Mcgann (yani 8. doktor) kasım 2013*

-The Day of the Doctor, 50. yıl özel bölümü, Matt Smith, David Tennant, John Hurt, Jenna Coleman ve Billie Piper kasım 2013

-The Time of the Doctor, noel özel bölümü, Matt Smith, Jenna Coleman aralık 2013

-8. sezon, Peter Capaldi, Jenna Coleman ağustos-kasım 2014

-Last Christmas, noel özel bölümü, Peter Capaldi, Jenna Coleman, aralık 2014

-9. sezon, Peter Capaldi, Jenna Coleman eylül-aralık 2015

-The Husbands of River Song, noel özel bölümü, Peter Capaldi, Alex Kingston, aralık 2015

-The Return of Doctor Mysterio, noel özel bölümü, Peter Capaldi, Matt Lucas (Nardole) aralık 2016

-10. sezon, Peter Capaldi, Matt Lucas, Pearl Mackie (Bill) nisan 2017

*8. doktorun regenerationu hiç olmamış. Onun için ona böyle 7 dakikalık bir bölüm yaptılar. 8. doktor, war doctor'a dönüşüyor (john hurt), war doctor ise 9'a dönüşüyor. Biraz karışık biliyorum. :D Wibbly wobbly hahahahahh.

edit: yazıyı yazdıktan sonra şunu gördüm ya pes :p

not: mart 2017de güncelledim

4 Mayıs 2014 Pazar

Bu doktor da kim?

Hani bir diziye, bir filme veya bir kitaba gönderme yaparsınız da arkadaşınız anlamaz, siz de büyük bir hüsrana uğrarsınız ya, ben de sizin için aynen öyle hissediyorum. Çünkü yazılarımda Doctor Who'ya çok gönderme yapıyorum ve bence sizin artık bunları anlama vaktiniz geldi.
İlk olarak bu fotoğrafla başlayalım. Birisi size Doctor Who'nun özetini soruğununda siz gibi bir şey oluyor. :P Hmm yani aslında çok zor değil bence. Fazla derine inmeden anlatacağım için çok sorun olmayacağını düşünmekteyim, ama bu fotoğrafı paylaşmadan edemedim.


Asıl ismini bir türlü öğrenemediğimiz, kod adı Doctor olan bu uzaylı arkadaşımız, Gallifrey denilen bir gezegende doğmuş. Türü time lord, yani zaman lordu. Adı TARDIS olan bir zaman makinesiyle uzay ve zamanda seyahat edebiliyor. TARDIS'in açılımı time and relative dimensions in space- uzayda zaman ve göreceli boyut. (otobüs çok oturgaçlı götürgeç ise tardis de çok gezegenli götürgeç olur :P ) Yanında bir de yardımcısı oluyor, beraber seyahat edip dünyayı ki dünya İngiltere oluyor, uzaylılardan kurtarıyorlar.
Şimdiiii hali hazırda 12 adet doktorumuz var. Doktor ile ilgili bilmeniz gereken önemli şeylerden birisi ölümcül yara aldığında ölmüyor, şekil değiştiriyor. Bu sebeple 12 doktorumuz var (savaş doktorunu sayarsak 13 :p) 12. doktor yeni geldi, sanırım seneye eylülde onun bölümleri yayınlanmaya başlayacak.
Alttaki fotoğrafta gördüğünüz adamlar doktor. :D İlk iki sıra klasik serinin, en alt sıra da modern serinin doktorları. Doctor Who 1963ten beri var olan bir dizi. Araları olmuş tabii ki, bu konu hakkında çok fazla bi şey bilmiyorum çünkü klasik seriyi izlemedim. Çok uzun, bazı bölümleri yok, aynı şekilde hepsinin altyazısı da yok. İnşallah bir gün diyelim. :D Benim izlediğim modern seri 2005te başladı. Şu anda toplam 7 sezonumuz var.

üst soldan sağa: william hartnell, patrick throughton, john pertwee, tom baker
orta soldan sağa: peter davison, colin baker, slyvester mccoy, paul mcgann
alt soldan sağa: christopher eccleston, david tennant, math smith, peter capaldi

İnsan yanında illa ki bir arkadaş ister değil mi? O kadar uzay gezeceksin yani sonuçta, gülüp eğlenebileceğin birisi lazım. :p İşte bu sırada araya companionlar (kompenyın hahahah) yani Doktor'un yol arkadaşları giriyor. Her Doktor'da değişmiyorlar, bir companionın iki doktoru ya da bir doktorun üç companionı olabiliyor. :D Modern serinin toplam 6 tane companionı var. Bu 6 tanesi TARDISte seyahat edenler. Bir de arada gelen şahıslar var. :p
-9. doktor bir sezon oynadı. Dolayısıyla bir tane yardımcısı vardı, o da Rose. Mickey Rose'un sevgilisiydi, Kaptan Jack de birkaç bölümde rol aldı.
-10. doktor üç sezon oynadı. Her bir sezonda bir yardımcısı vardı. İkinci sezon Rose, Sarah Jane de bir bölümde vardı. Sarah Jane klasik seride 3. ve 4. doktorun yardımcısıydı bu arada. Üçüncü sezonda Martha, Kaptan Jack gene gelmişti sanırım, tam hatırlayamadım. Dördüncü sezon da ise Donna ki kendisi benim en sevdiğim yardımcı olur. Bu sezonda ilk defa River'ı görüyoruz. Ve az önce saydığım bütün yardımcılar son iki bölümde gelliyor. O bölümleri pek sevmemiştim ama sırf ekip için izlenir. :D Bu arada hala beni gıcık eden bir şey var, onu da yazayım. Donna'yı resmen harcadılar. İki bölüm Martha geldi, iki bölüm herkes vardı, bir bölüm Doktor, bir bölüm de Donna yoktu. E zaten bir sezon 13 bölüm, 6sı gitti. Gıcık insanlar. Oyh neyse :D
-11. doktor üç sezon oynadı. İki buçuk sezonunda Amy ve Rory vardı. Bunlar karı koca zaten ama Rory bir gidip geliyordu. Yarım sezon da Clara vardı, aslında hala var. 11in sezonlarında River'ı boooolca göreceksiniz, benden söylemesi. :D


üst soldan sağa: rose, sarah jane, kaptan jack, mickey, clara
alt soldan sağa: martha, donna, amy, rory, river 

Biraz uzaylılardan bahsedeyim. En baba uzalılarımız: dalekler, cybermanler, silence ve weeping angel.
-Dalekler üstünde yumurtaya benzeyen şeyler olan, silahları tuvalet pompasına benzeyen, etrafta "exterminate" diye gezinen gıcık yaratıklar. Duygu yok, sadece öldür.
-Cybermanler de iron man'e benzeyen robotların gümüş hali. Onlar da delete diye geziniyorlar etrafta. :D
-Silence. Uuuuuu. :D İzlerken korkudan altınıza kaçırmanız mümkün. Çığlık tablosundan (bkz.) esinlenerek oluşturulmuşlar. Korkunç yanı ise bir silence'a bakıp kafanızı çevirdiğinizde ne gördüğünüzü hatırlamıyorsunuz. Tekrar bakınca "ben seni görmüştüm" diyorsunuz, sonra kafa başka tarafa hoooop gene unuttun. Doctor Who izlemeseniz bile bunların olduğu bölümleri izleyin derim ben, süperler. :D
-DON'T BLINK! Taştan melek heykelleri olan bu cool yaratıklardan gözünüzü ayırdığınız anda, size doğru yaklaşıyor, dokunuyor ve BUM! Geçmişe gittiniz, hayırlı olsun. Belki 40 sene öncesine belki 100 sene öncesine, dokunan meleğe bağlı.


Dizinin verdiği mesajlara değinip bitiriyorum, çok uzun oldu. Ana mesaj şu: HERKES EŞİT. İnsanı da uzaylısı da zencisi de beyazı da müslümanı da ateisti de eşit. Herkes yaşamayı hak ediyor ve herkes önemli. Dizinin en sevdiğim yanlarından biri de bu.
Buraya kadar okuduysanız hepinizin gözlerinden öpüyorum. :D
Kapanışı da Doktor'un en sevdiğim sözlerinden birisiyle yapayım: In nine hundred years of space and time and I've never met anybody who wasn't important before.

*doctor who bölümleri listesi için buraya alalım sizi.