22 Haziran 2014 Pazar

Edirne

21 Aralık'ta okul gezisiyle gitmiştim Edirne'ye. (okula gitmem ama gezilerden uzak durur muyum, tabii ki hayır) Ne zamandır gitmek istiyordum Selimiye Camii için, o güne nasip oldu. Bu arada lensim bozuk gibiydi o gün adam gibi fotoğraf çekemedim. :(
Selimiye'den başlayacağım, Edirne'ye gidiş sebebim o çünkü. Mimar Sinan'ın ustalık eserim dediği camii. (çıraklık Şehzade, kalfalık Süleymaniye) 1575te ibadete açılmış.


Selimiye'yi özel kılan nedir sizce? Tabii ki kubbesi! Normalde ana kubbe küçük kubbelerin üstünde yükseliyor. Ama Selimiye'de sadece bir tane kubbe var. Diğer camiilerden farklı olarak kubbesi dik. (nasıl anlatırım bilemedim :p) Bu da camiinin içini daha ferah kılıyormuş. Ben gittiğimde çok kalabalıktı, ferahlık falan göremedim. :P


Bir de ters lale motifi olayı var. Benim bildiğim şöyle: Camiinin yapılacağı alanda lale bahçesi varmış. Sahibi ilk önce arsayı vermek istememiş, sonra kabul etmiş ama camiide bir lale motifi olmasını istemiş. Lale motifi var, ama ters. Adam çok ters birisiymiş diye ters yaptığı söyleniyormuş. Küçücük bir şey zaten, adam gibi göremedim, onun için fotoğrafı da yok. Var ama yok. :p


Daha sonra yemek yiyip, Eski Camii'ye gittik. Normal camiilerden çok çok farklı (normal camiiden kastım kubbeliler) Küçük küçük kubbeler dikdörtgen bir alan oluşturmuş. Bursa Ulu Camii gibi. :) 9 tane kubbesi varmış, yapımı 1414te tamamlanmış.


Bu camiinin en dikkat çekici özelliği içindeki ve dışındaki hat yazıları. O kadar güzel gözüküyorlardı ki anlatamam. Ben tek gittiğim için hiç fotoğrafım yok Allah yazısının önünde, halbuki çok istiyordum. :(


Sonra koştur koştur Üç Şerefeli Camii'ye gittik. Bunun hakkında çok bilgi yok, adam gibi fotoğraf da yok, onun için üzgünüm. :(
Son olarak da Sağlık Müzesi'ne gittik. Hastane 400 yıl boyunca her türlü hastaya açıkmış, daha sonra sadece ruh ve akıl hastalarına hizmet vermiş. 1878deki Rus savaşından sonra içerisindeki hastalar İstanbul'a gönderilmiş. 1896da onarılmış ve 1916ya kadar hizmet vermiş. Avlulardaki odalarda göz ve cerrahi poliklinikleri, mutfak, kiler falan filan vardı. Şifahanede ise yatılı hastalar bulunuyordu. Her bir odada (avlulardaki de dahil) o zamanın tedavi yöntemleri mankenlerle gösterilmişti.


Yukarıdaki fotoğraf avludaki odalardan birindeydi yanlış hatırlamıyorsam, omurga kemiklerinin çıkıklarının tedavisi böyle yapılıyormuş.
Şifahanede ise ruh hastaları bulunuyordu. Onları su sesi, musiki ve meşguliyetle tedavi ediyorlarmış. (el işi falan filan) Musiki sahnesi vardı, haftada üç gün konser veriliyormuş.


Bir de Selimiye ve Eski Camii'nin videosunu çekmiştim. Selimiye öğlen namazı, Eski Camii ise ikindi namazı.


Çok uzun bir yazı oldu heheheh, buraya kadar okuduysanız yorulan gözlerinizden öperim. :p Bilgiler vikipediden ve hatırladıklarımdan.
Darısı Bursa'nın da başına diyorum, bir sene olacak neredeyse.